Sultan II. Mahmud’un Fransız Gazetecisi: Alexandre Blacque (Blak Bey)

Sultan II. Mahmud döneminde, Osmanlı’nın haklarını Avrupa’ya karşı savunan en ateşli kalemlerden biri bir Fransızdı. İzmir’de matbaası basılan ve tutuklanan, Rusya ve İngiltere’yi karşısına alma pahasına geri adım atmayan bu Fransız gazeteci Alexandre Blacque, yani Osmanlı’daki adıyla Blak Beydi.

Alexandre Blacque (Osmanlı'daki adıyla Blak Bey veya Blak Efendi), 19. yüzyıl Osmanlı basın tarihinde dikkat çeken isimlerden biriydi.


Fransız asıllı olan Blacque Bey, Sultan II. Mahmud döneminde Osmanlı Devleti'nin resmi ve yarı resmi basın faaliyetlerinde önemli roller üstlendi; Osmanlı Devleti'nin Batı kamuoyundaki imajını ve tezlerini savunmaya yönelik yayıncılık faaliyetleri yürüttü.


İzmir’de Başlayan Gazetecilik Mücadelesi
1794 doğumlu Alexandre Blacque, Fransa'da hukuk eğitimi aldıktan sonra İzmir'e yerleşti. 1820'lerin sonunda İzmir'de Fransızca olarak yayımlanan Smyrnéen (Smirneyen) ve ardından Courrier de Smyrne ("Kurye dö Smirn" ) gazetelerini çıkardı.
Bu gazetelerde özellikle 1821’de patlak veren Yunan İsyanı ile 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı dönemlerinde, Avrupalı devletlerin Osmanlı'ya karşı yürüttüğü müdahaleci politikalara sert eleştiriler getirdi. Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunan yazıları, İstanbul'daki Osmanlı bürokrasisinin ve Sultan II. Mahmud'un dikkatini çekti.


Blak Bey, Sultan İkinci Mahmut’un başlattığı reformları, yenileşme hareketlerini Fransız Devrimi çizgisinde evrensel bir adım olarak görüyordu. Türklerin de Avrupa insanlar cemiyetinde yerini alma hakkını savunuyordu. Batılı zihniyetini ve anlayışını çok iyi bilen birisi tarafından yapılan bu savunma Batı kamuoyunda son derece büyük bir etki meydana getirdi.

Yunanistan’ın Bağımsızlığına Karşı Çıkışı
Blak Bey Yunanistan’ın bağımsızlığına karşı çıkıyordu. Bu karşı çıkışın sebeplerinden birisi; Türk-Yunan ilişkileri ve Akdeniz politikası hakkında derin bilgi sahibi bir gazeteci olarak, böyle bir siyasi gelişmenin Doğu’daki Fransız menfaatlerine zarar vereceğini düşünmesiydi. Bu durumun Fransa kadar İngiltere’nin de gerçek çıkarlarına hizmet etmediğine inanıyor ve bu bakış açısı imparatorlukta yaşayan Fransızlar ile diğer yabancı tüccarlar tarafından da benimseniyordu.
O dönemde, bir aralık Rusya’ya karşı Osmanlı İmparatorluğu’nu tutar gibi görünen Fransa ve İngiltere, bu defa Rusya ile anlaşma zemini arıyordu. Başından beri Blak Beyin yazılarından rahatsızlık duyan ve kendilerine büyük zarar verdiğini düşünen Ruslar, bu yakınlaşmayı fırsat bilerek elçileri vasıtasıyla Fransa’yı sıkıştırmaya başladılar. Ruslar, Blak Bey’in çıkardığı Fransızca gazetenin neşriyatındaki sertliğin hafifletilmesini istiyorlardı.

Fransa’nın Baskısı ve Sansür Girişimleri
Bunun üzerine Fransız elçiliği, konsolosluk aracılığıyla, 23 Ağustos 1827’de yayınlarını yumuşatması için Blak Bey’i uyardı. Blak Bey ile Le Spectateur Oriental’in diğer sahibi Vigoureux (Vigorör), elçiliğe bildirilmek üzere konsolosa şu cevabı verdiler:
“Fransız elçiliği bu mesele hakkında ne düşünüyorsa, bize bildirsin ki, neşriyatımızda elçiliğin bakış açısına ters düşmeyelim.”
Fakat elçilikten istenilen cevap gelmedi. Gazete de doğru bildiği yolda, aynı şiddette yayınlarına devam etti. Sonuçta Fransa, gazeteyi İngiltere ve Rusya aleyhindeki sert bir yazı üzerine, 11 Ekim 1827’de Fransız Konsolosluğu aracılığıyla bir ay süreyle kapattı.
Blak Bey ve Vigoureux’ü bu kapatma da durduramadı. Yapılan baskıları ve uygulanan sansürü, çeşitli zeminlerde protesto ederken, bir taraftan da Le Spectateur Oriental’in kapalı kaldığı süre içinde okurlarına hizmet etmeye devam ettiler. Bu maksatla, içinde yalnız iktisadi haberler bulunan bültenler neşrettiler. 16 Kasım 1827’de tekrar açılan Le Spectateur Oriental, Osmanlı Devleti’nin çıkarlarını koruyan yayınlarına eskisi gibi devam etti.

Navarin Baskını ve Diplomatik Gerilim
20 Ekim 1827’de Navarin Baskını gerçekleştirildi. Ortada bir savaş durumu olmadığı halde Türk savaş gemilerini batıran Fransa, İngiltere ve Rusya ile ilişkiler koptu. Elçiler de karşılıklı olarak geri çekildi.
Fransız büyükelçisi memleketine dönerken, elçinin ayrılmasının ardından, 23 Aralık 1827’de, İzmir’deki Fransız Konsolosluğu da tamamen kapanarak Fransızların menfaatlerini korumak görevi Hollanda Konsolosluğu’na verildi.


Bundan sonraki süreçte de Le Spectateur Oriental, cesur ve ilkeli yayıncılığına devam etti. Gazete, Osmanlı Devleti’nin çıkarları lehine yayın yapıyor; sahibi yabancı uyruklu olduğu hâlde Osmanlı Devleti’nin haklarını savunuyordu. İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti ile siyasi ilişkilerini kesmiş olmalarına rağmen, kapitülasyonlar sebebiyle Osmanlı mülkündeki kendi vatandaşlarının işlerine hâlâ müdahale edebiliyorlardı. Hatta Fransa’nın İzmir Konsolosluğu görevlilerinden Mösyö Castenia ülkeyi terk etmemiş, Hollanda Konsolosluğu çatısı altında görevini sürdürmüştü.

Fransa elçilik görevlisi Castenia; Türkiye’ye yerleşmiş bulunan Fransızların sesi ve savunucusu olan Blak Bey’in yazılarından duyduğu büyük rahatsızlığı, Le Spectateur Oriental’in matbaasını basarak gidermeye çalıştı. 31 Aralık 1827 günü, Urla Limanı’ndaki Fransız gemilerinden aldığı bir müfreze askerle matbaaya zorla girdi; içerideki aletleri, ekipmanları ve matbaa harflerini toplatıp Hollanda Konsolosluğuna taşıttı. Buradaki amacı, gazetenin yayın yapmasını imkânsız kılmaktı. Blak Bey bir suçlu gibi yakalanarak nezarete atıldı; ancak üç gün sonra Ticaret Temsilciliği tarafından ödenen kefaletle serbest kalabildi.


Le Courrier de Smyrne ile Mücadeleye Devam
Bu hadiseler yaşanırken Blak Bey, bir taraftan da Le Spectateur Oriental’in yerine başka bir gazete çıkarma işiyle uğraşıyordu. 1828 yılının Ocak ayında, Le Courrier de Smyrne (kurye dö smirn) gazetesini çıkardı. Hedef kitlesi yine İzmir’deki Fransızlardı. Fransızca olarak yayımlanan bu gazete de haftalık çıkıyordu ve yayın politikası Le Spectateur Oriental ile tamamen paralellik gösteriyordu. Blak Bey burada yabancı devletler hakkında biraz daha ılımlı bir dil kullansa da Rus menfaatlerine alet olduğunu düşündüğü Yunanistan Cumhurbaşkanı Capodistrias’yı sert bir dille tenkit ediyordu.
Yapılan yayınlardan büyük rahatsızlık duyan Rusya harekete geçerek Bâbıâli nezdinde şiddetli bir protestoda bulundu. Bu baskılar karşısında Bâbıâli, 5 Ağustos 1828’de İzmir Mütesellimi (mülki amiri) Ömer Lütfi Efendi’yi gazete hakkındaki şikâyetleri incelemekle görevlendirdi. Yürütülen inceleme neticesinde, gazetenin yayımlanmasında devlet açısından bir zarar bulunmadığı, aksine fayda sağlandığı kararına varıldı.

Bu karardan müttefikler, özellikle de Rusya hiç memnun kalmayarak Bâbıâli nezdinde yeniden girişimde bulundu. Ömer Lütfi Efendi, Blak Bey’i makamına davet ederek gazetedeki eleştirilerin dozunu, biraz olsun hafifletmesini istemek mecburiyetinde kaldı. İzmir Mütesellimi Ömer Lütfi Efendi, Blak Bey ve gazetesi hakkında doğrudan yasal bir işlem yapılabilmesi için Fransız Elçiliğinin resmi müracaatta bulunması gerektiğini ileri sürerek durumu Bâbıâli’ye iletti. Ömer Lütfi Efendi’nin bu diplomatik tavrı gazete üzerindeki baskıyı bir nebze olsun hafifletti. Fransız elçisi ise Blak Bey’e yayınlarında, “Fransa’nın Doğu siyasetini bozmayacak bir çizgi izlemesini, biraz daha itidalli ve ihtiyatlı bir dil kullanmasını” tavsiye etmekle yetindi.

Ancak Rusya işin peşini bırakmıyordu. Gazetenin tamamen kapatılmasını istiyordu. Bu baskı üzerine Fransız elçisi, yayınlarını ılımlı bir çizgiye çekmediği takdirde gazetenin kapatılacağını Blak Bey’e bildirdi. Blak Bey, Osmanlı Devleti’nin kendisine ve gazetesine sahip çıktığının farkındaydı; fakat bu şekilde bir yayın politikasıyla sürecin uzun süre devam ettirilemeyeceğini de biliyordu. Bütün bu baskılara rağmen Blak Bey yönetimindeki Le Courrier de Smyrne gazetesinin yayını 1829 Haziran ayına kadar düzenli bir şekilde devam etti. Blak Bey, gazetenin yayınını baskılar sonucunda değil, kendi isteğiyle sonlandırdı. Çünkü bu aşamada, İstanbul’dan gelişmeleri dikkatle takip eden Sultan II. Mahmud bizzat devreye girecekti.

Sultan II. Mahmud’un Daveti, Le Moniteur Ottoman ve Şüpheli Ölümü
Sultan II. Mahmud, bir yandan Takvîm-i Vekâyi gazetesinin çıkarılması hazırlıklarıyla uğraşırken bir yandan da Osmanlı Devleti’nin görüşlerini ve politikalarını Avrupa’ya yansıtacak Fransızca bir gazete yayımlatmayı düşünüyordu. İzmir’de uzun süre devletin tezlerini başarıyla savunan Blak Bey’i İstanbul’a davet ederek ona çıkarılacak olan Fransızca gazetenin kurulması görevini verdi. Bu gazeteye Le Moniteur Ottoman ismi verildi.

Le Moniteur Ottoman, sanılanın aksine Takvîm-i Vekâyi’nin birebir Fransızca çevirisi değildi; ancak Takvîm-i Vekâyi’de yer alan birçok önemli haber burada da yayımlanıyordu.
Blak Bey’in 1836 yılında Sultan’dan aldığı gizli bir görevle Fransa’ya giderken Malta’da aniden ölmesi —veya zehirlenerek öldürülmesi— üzerine gazetenin yönetimi, daha önce yanında yetişmiş olan ekibe kaldı.


Sultan II. Mahmud, Blak Bey’in ölümünün ardından çocuklarının eğitimiyle bizzat ilgilendi. Bu çocuklardan Edouard Blak (Eduard Blak), ilerleyen yıllarda İstanbul’da yayımlanan Courrier de Constantinople gazetesinin başyazarlığına getirildi; daha sonra "Blak Paşa" unvanını alarak Basın Genel Müdürlüğü (Matbuat Müdürlüğü) görevini üstlendi ve Bükreş Elçiliği yaptı.
Özetle Blak Bey; Batılı zihniyeti çok iyi bilen bir gazeteci olarak, Osmanlı Devleti’nin modernleşme hamlelerini ve egemenlik haklarını Avrupa kamuoyuna kendi dilleriyle anlatmayı başarmış bir figürdü.
Matbaasının basılmasına, elçiliklerin baskısına ve aldığı tehditlere rağmen bildiği yoldan dönmedi. İzmir’de başlayan bu mücadele, Sultan II. Mahmud’un takdiriyle İstanbul’a uzandı ve Blak Bey, Osmanlı Devleti’nin görüşlerini Avrupa kamuoyuna Fransızca olarak aktaran basın faaliyetlerini yürüttü.

Kaynaklar:

  • Ali Budak — Batılılaşma ve Türk Edebiyatı
  • Hıfzı Topuz — 100 Soruda Basın Tarihi
  • Selim Nüzhet Gerçek — Matbuat Tarihi
  • Orhan Koloğlu — Osmanlı’dan 21. Yüzyıla Basın Tarihi

Metin UYGUN

“Sultan II. Mahmud’un Fransız Gazetecisi: Alexandre Blacque (Blak Bey)”

Metin Uygun

Yorum Yaz