İstanbul’da 14 Ekim 2026’da etkili olan şiddetli yağış ve sel, araçlarda, konutlarda ve iş yerlerinde önemli hasarlara yol açarken sigorta güvencesini yeniden gündeme taşıdı. Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreter Yardımcısı Atilla Oksay’ın 20 Ekim’de paylaştığı verilere göre, afetin ardından 3.017 hasar dosyası açıldı ve bildirilen hasar tutarı yaklaşık 4,5 milyar TL’ye ulaştı. Dosyaların 2.041’i konut, iş yeri ve sanayi tesislerine ilişkin poliçelerden, 976’sı ise kasko sigortalarından oluştu. Bu tutar, ödenmiş tazminatı değil, henüz kesinleşmemiş yaklaşık hasar büyüklüğünü ifade ediyor. Sel sonrasında kasko, konut ve iş yeri sigortasına yönelik talebin arttığına ilişkin haberler, afet risklerine karşı finansal korunmanın önemini bir kez daha ortaya koydu.
Paylaşılan verilere göre İstanbul’da araçların kasko sigortalılık oranı %43 seviyesindeyken konut, iş yeri ve sanayi tesislerine yönelik yangın sigortalarında bu oran %17–20 aralığında bulunuyor. Ancak sigortalı olmak kadar poliçenin kapsamını bilmek de önem taşıyor. Zorunlu trafik sigortası araç sahibinin kendi aracındaki sel hasarını karşılamazken, kaskoda sel ve su baskını teminatının bulunması gerekiyor. DASK ise depremden bağımsız sel hasarlarını kapsamıyor; konut sigortasında bina ve eşya teminatlarının, limitlerin ve istisnaların ayrıca kontrol edilmesi önem kazanıyor. Hasar halinde araçların çalıştırılmaması, zararların belgelenmesi ve sigorta şirketine gecikmeden bildirim yapılması öneriliyor. Ayrıca poliçe yenileme dönemi beklenmeden sigorta bedellerinin güncel maliyetleri karşılayıp karşılamadığının değerlendirilmesi, bina ve eşya teminatlarının ihtiyaçlara uygun biçimde düzenlenmesi ve olası bir hasar halinde başvuru sürecinin önceden öğrenilmesi tavsiye ediliyor.
İstanbul’daki selin ardından sigorta bilincinin önemine bir kez daha dikkat çeken SGRT Online Sigorta Satış Müdürü Osman Hoşgör, şu değerlendirmede bulundu:
“Yaşanan selden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Açıklanan hasar tutarı, doğal afetlerin aile ve işletme bütçeleri üzerindeki etkisini açıkça gösteriyor. Afet sonrasında sigortaya ilginin artması anlaşılır; ancak esas olan, risk gerçekleşmeden önce doğru güvenceyi oluşturmak. Tüketiciler yalnızca poliçe fiyatına değil, sel ve su baskını teminatlarına, güvence limitlerine ve olası istisnalara da bakmalı. Kasko ve konut poliçelerinin her ihtiyaca otomatik olarak aynı korumayı sağlamadığını bilmek gerekiyor. SGRT Online Sigorta olarak ‘Kontrol sende’ yaklaşımımızla kullanıcıların teminatları karşılaştırmasına, ihtiyaçlarına ve bütçelerine uygun poliçeleri seçmesine yardımcı oluyoruz. Üstelik afet sonrasında satın alınan yeni bir poliçe, daha önce gerçekleşmiş hasarı geriye dönük karşılamaz. Sigortayı afet sonrası hatırlanan bir gider değil, önceden planlanan bir finansal güvence olarak görmek büyük önem taşıyor.”
“İstanbul’daki Selin Ardından Sigorta Güvencesi Yeniden Gündemde”
Önceki Haber
Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürlüğüne Sezgin Yılmaz Atandı
Sonraki Haber
Allianz Trade: Türkiye’de İflasların 2027’de Yüzde 7 Azalması Bekleniyor