Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nden Mehmet Emin Sezgin: “İkinci Çocuk Türkiye’nin Kritik Eşiği”

Mehmet Emin Sezgin’in çalışması, Türkiye’de doğurganlık krizinin üçüncü değil ikinci çocuk eşiğinde tıkandığını ve teşviklerin yanlış hedeflendiğini gösteriyor.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nden Mehmet Emin Sezgin’in yeni çalışması, Türkiye’de doğurganlıkta ikinci çocuğun kritik eşikte tıkandığını ve mevcut teşviklerin yanlış hedeflendiğini ortaya koydu.

Türkiye, 2024 yılı itibarıyla Toplam Doğurganlık Hızı’nın (TDH) 1,50’nin altına düşmesiyle “çok düşük doğurganlık” rejimine girdi. Uzmanlar, ülkenin 1,30 sınırıyla tanımlanan “en düşük doğurganlık” riskine yaklaştığını belirtiyor. Mehmet Emin Sezgin’in “Pariteye Duyarlı Politika Tasarımı: Türkiye Özelinde İkinci Çocuk Eşiği Üzerine Bir Değerlendirme” başlıklı çalışması, Türkiye’de doğum teşviklerinin stratejik olarak yanlış odaklandığını ortaya koyuyor.

Türkiye’de Doğurganlık Krizi Büyüyor

Sezgin’in analizine göre, 2012–2021 arasında birinci ve ikinci çocuk oranları dengeliydi. Ancak 2022’den itibaren ikinci çocuğa geçiş dramatik şekilde düştü. TÜİK verilerine göre 2024’te hanelerin %19’unda bir çocuk, %14,6’sında iki çocuk bulunuyor. Bu da yaklaşık 5 milyon hanenin ikinci çocuk eşiğinde olduğu anlamına geliyor.

Sezgin, “Aileler artık tek çocuk normunda konsolide olmuş durumda ve ikinci çocuk kararı ekonomik, sosyal ve iş gücü piyasası koşulları nedeniyle erteleniyor” diyor.

Teşvikler Yanlış Pariteye Yönelmiş

2025’te uygulamaya konan doğum teşvik paketi; birinci çocuğa sembolik ödeme, ikinci çocuğa sınırlı destek ve üçüncü çocuk için yüksek nakdi yardım öngörüyor. Mehmet Emin Sezgin’e göre burada temel hata, en kritik eşik olan ikinci çocuğa yeterince odaklanılmaması.

Sezgin’in hesaplamalarına göre, ikinci çocuk kararındaki %10’luk kayıp, üçüncü çocuk kaybından iki kat daha fazla toplam doğum kaybına yol açıyor. Yani demografik toparlanmanın anahtarı üçüncü çocukta değil, ikinci çocuk eşiğinde yatıyor.

Pariteye Duyarlı Politikalar Öneriliyor

Sezgin, Türkiye’nin kısıtlı kaynaklarını en yüksek marjinal etki sağlayacak şekilde kullanması gerektiğini vurguluyor:

  • İkinci çocuk: Nakdi destek artırılmalı (en az 5.000 TL/ay) ve kreş, yarı zamanlı çalışma gibi hizmetlerle entegre edilmeli.
  • Üçüncü çocuk: Mevcut yüksek teşvik devam edebilir ancak kademeli olarak düşürülebilir.
  • Hizmet entegrasyonu: İkinci çocuğu olan ailelere öncelikli kreş kontenjanı ve bakım desteği sunulmalı.

Sezgin, bu yaklaşımın hem toplam doğurganlık hızını artıracağını hem de toplumun iki çocuk normuna stabil şekilde ulaşmasını sağlayacağını belirtiyor.

Uzmanlar Uyarıyor

Sezgin’in çalışması, Türkiye’nin “düşük doğurganlık tuzağı” riskine dikkat çekiyor. Tek çocuk normunun yaygınlaştığı bir toplumda nüfusun yaşlanması ve toplumsal yalnızlaşmanın kaçınılmaz olacağı uyarısı yapılıyor.

Mehmet Emin Sezgin, “Üç çocuk hayali kurarken, ikinci çocuktan vazgeçmemek gerekiyor” diyor.

Türkiye’nin demografik geleceği için pariteye duyarlı ve hizmetle entegre politikalar, kısa ve orta vadede toplam doğurganlık hızını artırmanın anahtarı olarak görülüyor.

“Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nden Mehmet Emin Sezgin: “İkinci Çocuk Türkiye’nin Kritik Eşiği””

Yorum Yaz