Geneva Association tarafından Aralık 2025’te yayımlanan rapor, sigortacılığın gelişmekte olan ekonomilerde finansal kapsayıcılığın vazgeçilmez bir unsuru hâline geldiğini ortaya koyuyor. Rapora göre sigorta yalnızca bir finansal ürün değil; haneler ve küçük işletmeler için ekonomik dayanıklılığın, istikrarın ve refahın önemli bir taşıyıcısı.
Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) paylaştığı Geneva Association raporuna göre, gelişmekte olan ülkelerde milyonlarca insan; ani sağlık harcamaları, düzensiz gelirler, iklim kaynaklı afetler ve beklenmedik şoklar nedeniyle ciddi finansal kırılganlıklar yaşıyor. Sigortanın bu noktada devreye girerek riskleri paylaşması, şokların yıkıcı etkisini azaltması ve bireylerin geleceğe daha güvenle bakabilmesini sağlaması raporun temel vurguları arasında yer alıyor.
Finansal kapsayıcılık, artık sürdürülebilir kalkınmanın temel yapı taşlarından biri olarak görülüyor. Son on yılda dijitalleşme sayesinde finansal hizmetlere erişim artmış olsa da dünya genelinde hâlâ 1,3 milyardan fazla yetişkin, resmî finansal sistemlerin dışında bulunuyor. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ekonomilerde büyük bir koruma açığı yaratıyor. Nitekim 2023 itibarıyla küresel koruma açığının %60’ından fazlası bu ülkelerde yoğunlaşmış durumda.
Rapora göre finansal kapsayıcılık, ekonomik büyüme ve dayanıklılığı dört temel mekanizma üzerinden destekliyor: tasarruf ve yatırımların artması, girişimciliğin desteklenmesi, yoksulluğun azaltılması ve finansal istikrarın güçlenmesi. Bu unsurlar bir araya geldiğinde daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir ekonomik yapı ortaya çıkıyor.
Sigortacılık, tasarruf ve kredi gibi diğer finansal araçlardan ayrışan özgün bir role sahip. Tasarruflar çoğu zaman yetersiz kalırken, kredi zaten kırılgan olan haneler için yeni geri ödeme riskleri doğurabiliyor. Sigorta ise riskleri topluluk içinde paylaşarak tek bir şokun haneleri veya küçük işletmeleri tamamen savunmasız bırakmasını önlüyor.
Ayrıca sigorta, bireylerin eğitim, girişimcilik veya yeni iş kurma gibi üretken riskler alabilmesini mümkün kılıyor. Raporda örnek olarak Hindistan gösteriliyor. Devlet destekli, dijital altyapıya dayanan ve özel sektörle iş birliği içinde yürütülen sigorta programları sayesinde yüz milyonlarca kişi ilk kez sağlık, hayat, kaza ve tarım sigortası kapsamına alınmış durumda. Bu model, kamusal destek ile teknolojinin birlikte nasıl güçlü sonuçlar üretebileceğini net biçimde ortaya koyuyor.
Geneva Association, sigortacılığın benimsenmesine dair karşılaştırılabilir veri eksikliğini gidermek amacıyla Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 7 ülkede (Brezilya, Çin, Hindistan, Meksika, Fas, Güney Afrika ve Türkiye) kapsamlı bir anket çalışması gerçekleştirdi.
Anketin öne çıkan sonuçları şöyle:
Rapora göre sigorta kapsayıcılığını artırmak yalnızca piyasa dinamiklerine bırakılabilecek bir süreç değil. Ticari sürdürülebilirlik, kamu politikası hedefleri ve düzenleyici çerçeve arasındaki hassas dengenin birlikte ele alınması gerekiyor. Bu üç alanın birbirinden kopuk değerlendirilmesi, sigorta piyasalarının gerçek potansiyelini ortaya koyamıyor.
Sonuç olarak Geneva Association raporu, sigortacılığın gelişmekte olan ekonomilerde yalnızca bir finans sektörü faaliyeti değil; aynı zamanda sosyal ve ekonomik dayanıklılığın temel unsurlarından biri olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Finansal kapsayıcılığın derinleşmesi için sigortanın merkezde yer aldığı bütüncül politikalar, önümüzdeki dönemde daha da kritik hâle gelecek.
“Gelişmekte Olan Ekonomilerde Finansal Kapsayıcılığın Anahtarı: Sigortacılık”
Önceki Haber
Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nden Mehmet Emin Sezgin: “İkinci Çocuk Türkiye’nin Kritik Eşiği”
Sonraki Haber
"Küresel Ekonomi Yavaşlıyor, Türkiye’de Yük Yine Düşük Gelirlilerde"