Paris’i Büyüleyen Osmanlı Elçisi: Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi

Osmanlı’nın Batı’ya attığı ilk bilinçli adım, Paris’te sadece bir elçinin değil, yeni bir devlet aklının dolaşmasıyla atıldı. Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin kaleme aldığı Sefaretname, modernleşme tarihimizin gizli ama en berrak yol haritasıydı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun Batı’ya açtığı ilk gerçek pencere, zarafeti ve zekasıyla Paris’i kendine hayran bırakan bir devlet adamının elindeydi: Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi. Edirne doğumlu olan ve Yeniçeri Ocağı’nın 28. ortasındaki geçmişiyle bu adı alan Mehmet Efendi, sadece bir elçi değil; modernleşme tarihimizin ilk "gizli programını" yazan vizyoner bir kaşiftir.

1720 yılında Sultan Üçüncü Ahmed, onu Paris’e gönderirken sıradan bir siyasi görev vermemişti. Talimat çok netti: "Fransa’nın ilerleme ve eğitim vasıtalarına bakıp, devletimizce uygulanabilir olanları rapor et. Bu talimat, Osmanlı zihniyetindeki büyük değişimin ilk kıvılcımıydı.

Paris Sokaklarında Bir Osmanlı Elçisi

7 Ekim 1720’de İstanbul’dan yola çıkan ve 46 günlük yolculukla Toulon’a varan Mehmet Efendi, Paris’te benzeri görülmemiş bir ilgiyle karşılandı. Henüz 12 yaşında olan Kral XV. Louis tarafından büyük bir törenle ağırlanan elçi, sadece devletin gücünü değil, Türk nezaketini de temsil eder.

Paris’in aristokrat çevreleri için bu Osmanlı heyeti adeta bir merak konusuydu. Özellikle Ramazan ayına denk gelen ziyaretleri sırasında, teravih namazı kılan ve iftar yapan heyeti seyretmek için Parisli hanımlar izin alarak saatlerce onları hayranlıkla izlerler. Mehmet Efendi ise bu sürede boş durmaz; operadan resim atölyelerine, tıbbiyeden rasathaneye kadar her yeri karış karış inceler. Hatta kendi resmini yaptırarak, Türkler hakkındaki ön yargıları zarif hareketleriyle bizzat yıkar.

Sefaretname: Bir İmparatorluğun Modernleşme Reçetesi

Mehmet Efendi’nin 1721’de İstanbul’a dönmesiyle sunduğu "Sefaretname" isimli rapor, sadece bir hatırat değil, realist bir gözlemdir. Evliya Çelebi’nin o eski, mağrur ve fetih odaklı bakışının aksine; Mehmet Efendi Paris’e milli şuurda açılan gedikleri onaracak zeki bir memurun tecrübesiyle bakar.

Bu elçiliğin en somut meyvesi, oğlu Mehmet Sait Efendi’nin İbrahim Müteferrika ile birlikte İstanbul’da ilk matbaayı kurması olur. Sadece matbaa da değil; Lale Devri’nin o zarif sarayları, Kağıthane’deki mermer havuzlar ve Versay bahçelerinden ilham alan çevre düzenlemeleri hep bu seyahatin eseridir. Venedik Elçisi Emo’nun da belirttiği gibi, İstanbul’un çehresi Paris’ten getirilen planlarla değişmeye başlamıştı.

Batı’ya Açılan İlk Göz: Tanpınar’ın "Gizli Program" Vurgusu

Büyük edebiyatçı Ahmet Hamdi Tanpınar, bu eseri şu çarpıcı cümleyle özetler: "Bu sefaretnamede bütün bir program gizlidir." Gerçekten de Sefaretname, Batılılaşma tarihimizin ilk somut yol haritasıdır. Abdullah Uçman’ın da vurguladığı gibi, bu metin dönemin devlet adamları için bir "modernleşme rehberi" niteliği taşımaktadır.

Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi, 1731 yılında Lefkoşa’da sürgünde vefat etse de arkasında bir kitaptan çok daha fazlasını bıraktı. O, değişen devlet zihniyetinin öncüsüydü. Batı’yı sadece bir "düşman" olarak değil; anlaşılması, öğrenilmesi ve gerektiğinde ondan faydalanılarak aşılması gereken bir dünya olarak gören ilk gözümüzdü. Bugün hala onun o realist ve meraklı bakış açısına her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

Metin UYGUN

Kaynaklar:

  • Abdullah Uçman, Paris Sefaretnamesi
  • Nihat Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi
  • Zeki Arıkan, TDV İslâm Ansiklopedisi
  • Ahmet Hamdi Tanpınar, XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi
     

“Paris’i Büyüleyen Osmanlı Elçisi: Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi”

Metin Uygun

Yorum Yaz