Ortadoğu’da Casuslar Savaşı: Nili Örgütü

Prof. Dr. Necmettin Alkan’ın Ortadoğu’da Casuslar Savaşı: Nili adlı eseri, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı topraklarında faaliyet gösteren Nili Örgütü’nün hikâyesini ele alıyor.

Osmanlı Devleti için Birinci Dünya Savaşı’nın en kritik dönüm noktalarından biri Filistin ve Suriye Cephesiydi. Bu cephe, gelecekte kurulacak olan İsrail Devleti için yürütülen faaliyetlerden dolayı önemliydi.

Cephede savaş devam ederken cephe gerisinde de Yahudiler kurdukları teşkilatlarla İngilizler lehine yoğun bir şekilde casusluk faaliyetlerinde bulunuyorlardı. Bunlardan birisi de Nili Örgütüydü. Bu örgüt, tarihin en gizemli, en esrarlı casusluk örgütlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Prof. Dr. Necmettin Alkan “Ortadoğu’da Casuslar Savaşı Nili” isimli akademik çalışmasında; örgütün kuruluşunu, kurucularını, yapısını, faaliyetlerini, İngilizlere sağladığı faydaları ve nasıl çökertildiğini detaylı bir şekilde ele alıyor. Yazarın verdiği bilgiye göre Nili örgütü, Aaronsohn kardeşlerin Filistin ve çevresindeki Osmanlı askeri birlikleri ve bölgenin lojistik durumu hakkında İngilizler adına istihbarat toplamak için kurulmuştur. Bu Yahudi casusluk teşkilatı 1915 yılı ilkbaharında icraatlarına başlamış, 1917 sonbaharında çökertilmiştir.

Nili, örgüt olarak hiçbir zaman resmi bir teşkilata, programa ya da hareket tarzına sahip değildi. Üyeler, daha ziyade gençlerden oluşuyordu. Yaşları 24-27 arasında değişen bu gençler “amatör ajanlar” olarak isimlendiriliyordu. Bunlardan her biri kendi kabiliyet ve anlayışına göre hareket ediyor, faaliyetlerini hiçbir ücret almadan, gönüllü olarak yürütüyordu.

Örgütün merkezi Filistin Athlit’teki tarım istasyonuydu. Lideri Aaron Aaronsohn Kahire’de oturuyordu. Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlerin bölgede kurduğu “Doğu Akdeniz İstihbarat Bürosu”yla doğrudan irtibat halindeydi.

Londra'da Değişen Renkler ve İngiliz İttifakı

Kitaptan edindiğimiz bilgiye göre Nili Teşkilatının üst yönetimini oluşturan Aaron, Alexander ve Abşalom, hedeflerine ulaşmak için ne pahasına olursa olsun İngilizlerle irtibata geçme kararı almışlardı. Bu doğrultuda harekete geçen örgüt yetkilileri, 18 Ağustos 1915’te Kahire’de ve ardından 6 Eylül 1915’te İskenderiye’de İngiliz istihbaratıyla iki gizli görüşme gerçekleştirdiler.

Ancak kapısını çaldıkları İngilizler, bu amatör ajanlara başlangıçta şüpheyle yaklaştı. İlk temaslardan örgütün istediği somut netice elde edilemedi. Fakat yaşanan bu başarısızlık onları hedeflerinden alıkoymadı; aksine İngilizlerle ittifak kurma konusunda daha da ısrarcı oldular.

Bunun üzerine İngiltere’de, İngiliz yetkililerle görüşme kararı aldılar. Örgüt lideri Aaron Aaronsohn 23 Ekim 1916’da Londra’da İngiliz İstihbarat şefi Sir Basil Thomson’la görüştü. Başlangıçta pek ciddiye alınmadı. Fakat Aaron, Thomson’a Cemal Paşa imzalı belgeleri gösterince işin rengi değişti. Çünkü Aaron Cemal Paşa’nın yanında Türk ordusunda görevliydi. Cemal Paşa’dan bu seyahat için bir mazeret bulup izin almayı başarmıştı.

Bu görüşmede Aaron, “Bir Siyonist olarak Yahudi devletinin kurulmasının kendisi için birinci görev” olduğunu, bunun da “ancak İngiltere’nin galip gelmesiyle mümkün” olabileceğini söyledi. Bunun için İngiltere’yi müttefik olarak gördüklerini ve düşmanla ilgili her türlü bilgiyi verebileceklerini belirtti.

İngiliz İstihbarat şefi Thomson örgüt lideri Aaron’u diğer İngiliz İstihbarat yetkilileriyle de görüştürdü. Böylece örgütle İngilizler arasında iş birliği konusunda önemli bir mesafe alındı.

İngiltere’den istediğini alan Aaron 12 Aralık 1916 tarihinde Mısır’a döndü. Bundan sonra Mısır’daki İngiliz istihbaratıyla Athlit’teki Nili mensupları arasındaki irtibat düzenli bir şekilde sağlanmış oldu.

Çekirge İstilasından Doğan İstihbarat Ağı

Mart 1915 tarihinde başlayan çekirge istilası casusluk faaliyetleri için önemli bir dönüm noktası teşkil etti. Çekirgeler bütün bölgeyi kasıp kavurdular. Bu çekirge istilasından dolayı Dördüncü Ordu Komutanı Cemal Paşa çaresiz kaldı. Ziraat mühendisi olan örgüt lideri Aaron’u çekirgelerle mücadele için görevlendirdi. Bu görevlendirme Aaron’un işini çok kolaylaştırdı. Filistin, Lübnan ve Suriye’deki en yüksek askeri ve sivil yetkililerle yakın münasebet kurma imkanı elde etti. Bu sayede geniş bir istihbarat ağı kurdu.

Nili örgütü mensupları casusluk faaliyetlerinde çeşitli metotlar kullanıyorlardı. Bu metotlardan birisi, Filistin’de ve çevrede yapılan seyahatlerdi. Ajanların seyahatlerde topladıkları bilgiler, örgüt merkezi Athlit’e gönderiliyor, örgüt karargahı olarak kullanılan tarım istasyonunda deri bir kasada saklanıyırdu.

Nili örgütünün istihbarat toplamada kullandığı diğer bir metot da rüşvetti. Rüşveti etkili bir şekilde kullanıyorlardı. Rüşvet yoluyla Osmanlı Ordusunun silah depoları, askeri birliklerinin hareketleri, yüksek subayların isimleri ve Tabariye’deki tahkimat tesislerinin planları gibi bilgileri ele geçirmişlerdi.

Aaron ve Alexander Aaronsohnların kız kardeşi Sarah da, örgütün aktif ajanlarından biriydi. Giyimine ve eğlenceye düşkündü. Bazen sokaklarda Türk subaylarla heyecanlı konuşmalar yaparken yavaş yavaş dolaşır, bazen de eğlenmek için otomobille Kudüs’e giderdi. Burada Alman kurmay subaylarıyla flört etmek için şehrin şık otellerine inerdi. Türk garnizonu yakınlarında oturan arkadaşlarını da sık sık ziyaret ederdi.

Örgüt, istihbarat bilgilerinin ulaştırılmasında posta güvercinlerinden de faydalanıyordu. Hatta bir defasında Sarah’tan güvercinle istihbarat alan İngilizler, birkaç saat sonra Birüssebi yakınlarındaki Türk askeri birliklerini topa tutmuşlardı.

Nili Casusluk Örgütünün faaliyetleri sadece istihbarat toplamakla sınırlı değildi. Aynı zamanda propaganda faaliyetleri de yürütüyorlardı. Bu çalışmaların en önemlilerinden biri Örgüt liderlerinden olan Alexander Aaronsohn’un Amerika seyahatidir. Alexander burada yayın faaliyetlerinde bulunmuş, Amerikan Yahudiliği’ni Almanya’ya ve Türkiye’ye karşı uyandırmaya ve Amerikan Hükümetinin Müttefik Devletlere katılmasını sağlamaya çalışmıştır.

Bir Güvercinle Gelen Çöküş

Necmettin Alkan, örgütün Türk makamları tarafından ortaya çıkartılmasının tamamen bir tesadüf sonucu olduğu bilgisini veriyor. Buna göre Türk makamları, casusların haberleşmede kullandıkları güvercinlerden birinin bir idarecinin güvercinleri arasına karışmasıyla örgütün faaliyetlerinden haberdar olmuşlardır.

Bu hadise örgütte büyük bir paniğe neden oldu. Sarah, en son güvercinleri uçurduğunda güvercinlerden birinin Türklerin eline geçtiğini anladı. Örgüt bunun üzerine acil durumlarda kullanacağı güvercinler hariç diğerlerini öldürdü. İstihbarat belgelerini gömerek sakladılar. Daha başka tedbirler de aldılar.

Bu gelişmelerden sonra şebeke Osmanlı yetkilileri tarafından ortaya çıkarıldı. Ajanlar Osmanlı askerleri tarafından yakalandılar. Başka tutuklamalar da yapıldı. Osmanlı askerleri Aaronsohnların köyü olan Zikron Ya’akov’a girdi. Köye giren Hayfa kaymakamı Hasan Bey’i ve askerleri Aaronsohnların evinde Sarah karşıladı. Kaymakam, Sarah’ı tutuklattı ve elleri kelepçeli olarak sorgulamaya başladı. Sarah dört gün boyunca sorgulandı fakat konuşmadı. En sonunda Şam’a sevk edilmek istedi. Evine gidip elbisesini değiştirmek için Türk subayından izin aldı. Evde sakladığı tabancayla 5 Ekim 1917’de intihara kalkıştı ve ağır yaralandı. 9 Ekim’de de öldü.

Yakalanan diğer örgüt elemanları Nasıra’daki hapishaneye getirildiler. Burada sorgulandılar fakat hiçbiri Nili örgütü hakkında konuşmadı. Örgüt mensuplarından kimi intihar etti, bazıları ağır hastalıklara yakalandı. İngilizler Şam’a girdiğinde hapishanedeki bazı ajanlar kurtuldular.

Kaybedilen Topraklar ve Somut Meyveler

Nili tam olarak çökertilmişti ama bunun hiçbir önemi kalmamıştı. Çünkü Osmanlı Devleti Filistin ve Suriye’deki topraklarının tamamını kaybetmişti.

Tüm bu gelişmelerin bir sonucu olarak, 1948 yılında Filistin topraklarında İsrail Devleti kurulmuştur. Süreç içinde Yahudilerin gerek savaş öncesindeki yoğun siyasi faaliyetleri, gerekse savaş sırasında Nili gibi yapılar üzerinden İngilizlerle yaptıkları stratejik iş birliğinin en somut meyvesi, bu devletin kuruluşu olmuştur.

Necmettin Alkan, Filistin ve Suriye’de İngilizlere çalışan Nili dışında başka Yahudi örgütler de bulunduğuna dikkat çekiyor. Bu casusluk faaliyetlerinin İngilizlerin bölgedeki mücadeleden zaferle çıkmalarında önemli rolü bulunduğunu vurguluyor.

“Ortadoğu’da Casuslar Savaşı: Nili” isimli kitap, tarihin bu az bilinen, üzerinde az araştırma yapılan ve hâlâ gizemini koruyan yapısı hakkında son derece değerli bilgiler veriyor. Bu konuda önemli bir referans eser olma özelliği taşıyor.

Metin Uygun

 

 

“Ortadoğu’da Casuslar Savaşı: Nili Örgütü”

Metin Uygun

Yorum Yaz