Bir Aydın Portresi: Ağaoğlu Ahmet Bey Ve Zihniyet Dünyasındaki Keskin Dönüşümler

Ahmet Ağaoğlu’nun İslamcılıktan Türkçülüğe, oradan radikal Batıcılığa uzanan fikrî yolculuğu; Türk modernleşmesinin sancılarını ve kırılma noktalarını gözler önüne seriyor.

Ahmet Ağaoğlu (Ahmet Agayev), Azerbaycan asıllı gazeteci, yazar, politikacı, hukukçu ve düşünce adamıdır. Üniversite hocalığı da yapmıştır. 

Bu yazıda Ağaoğlu Ahmet Bey’in daha çok fikir dünyasına ve düşüncelerine odaklanıyoruz. Çünkü Ahmet Bey, İslamcı olarak başladığı fikir hayatında daha sonra Türkçü fikirleri savunmaya başlar ve nihayetinde tam teslimiyetçi bir Batılılaşma fikrini benimser.

Batılılaşma konusunda o derece ileri gider ki; sadece kıyafetlerimizle veya kurumlarımızla değil; kafamızla, kalbimizle ve bütün hayat tarzımızla Avrupalılaşmamız gerektiğini savunur. Hatta bu hususta gerekirse din değiştirmeyi bile ima eder.

Mücadeleyle Geçen Bir Ömür: Karabağ’dan İstanbul’a

Aslen Karabağlı olan Ağaoğlu Ahmet Bey, 1869’da Şuşa’da doğar. Paris Sorbonne Üniversitesi’ndeki eğitimi sırasında İttihatçılarla tanışır; Tiflis ve Bakü’de öğretmenlik yaparken Türklerin haklarını savunmak için gazete ve dernekler kurar. Çarlık Rusyası’nın baskıları sonucu 1909’da Türkiye’ye sığınan Ahmet Bey, burada Sebilürreşad ve Tercüman-ı Hakikat gibi önemli yayınlarda kalem oynatır, Türk Ocağı’nın kuruluşunda aktif rol üstlenir.

Darülfünun’da müderrislik ve Afyon mebusluğu yaptığı yılların ardından, Birinci Dünya Savaşı sonrası Azerbaycan’daki faaliyetleri nedeniyle İngilizler tarafından Malta’ya sürgün edilir. 1921’de Ankara’ya dönerek Milli Mücadele’ye katılan Ağaoğlu; Matbuat Umum Müdürlüğü, Kars mebusluğu ve Ankara Hukuk Mektebi’nde anayasa hukuku hocalığı gibi kritik görevlerde bulunur. 1930’da Serbest Fırka’nın kuruluşunda da ön saflarda yer alan bu hareketli ömür, 1939’da İstanbul’da nihayete erer.

Üç Devir, Üç Hâkim Fikir

Ağaoğlu’nun faaliyetlerinin ağırlık noktasını önceleri Türk kültürü ve milliyetçiliği oluştururken, sonraları fikir hürriyeti ve Avrupa medeniyetini tam benimseme konuları ön plana çıkar. Üniversite yıllarında hocası Ernest Renan’dan, Paris’te tanıştığı Cemaleddin Afgani’den ve siyasi konularda Ahmet Rıza’dan etkilenir. Hayatında üç devir görülür: Rusya devresinde Müslümanların birleşmesini savunur. İstanbul’a gelince Sebilürreşad kadrosunda İslamcı bir çizgidedir. İttihatçılarla tanışınca Türkçülük tarafı ortaya çıkar ve dini düşünceden uzaklaşır. Cumhuriyet yıllarını kapsayan son devresinde ise tam bir batıcıdır.

"Üç Medeniyet" isimli kitabında; Buda-Brahma ve İslam medeniyetlerinin çökmekte olduğunu, Batı medeniyetinin ise her alanda üstün olduğunu söyler. Ona göre Batı medeniyetini parça parça almak yeterli değildir. Türkler tarihlerinde iki defa din değiştirdiklerine göre, Batı medeniyetini tam anlamıyla kabullenmeleri de imkânsız değildir. Bu radikal fikirlerinden dolayı; Gaspıralı İsmail Bey, Babanzade Ahmed Naim, Süleyman Nazif, Yakup Kadri ve Şevket Süreyya Aydemir gibi isimler tarafından şiddetle tenkit edilir.

Cemil Meriç’in Eleştirileri: "Kopmuş ve Bağlanamamış"

Cemil Meriç, Ağaoğlu Ahmet Bey’i "uzun bir zincirin son halkalarından biri" olarak görür ve onu, "Ne Avrupalı, ne Asyalı. Ne Fransız, ne Türk. Kopmuş ve bağlanamamış" sözleriyle tarif eder. Meriç, eleştirisinde Ağaoğlu’nun eski dava arkadaşı Resulzade’nin şu sözlerine de yer verir: "Yurttaşları ona boşuna 'Frenk Ahmet' dememişlerdi; bu sıfat ona Batılı idealleri yaymak hususundaki gayreti için takılmıştı."

Meriç, Ağaoğlu’nun İslam dünyasından tam ve kayıtsız şartsız bir teslimiyet beklediğini belirtir. Ahmet Bey’in, "Kafamız, kalbimiz ve zihniyetimiz itibarıyla da Avrupa’ya uymalıyız, bunun için milli şahsiyetimizi bile feda edebilmeliyiz" görüşüne dikkat çeker. Ağaoğlu’nun Türklerin geçmişte din değiştirmesine yaptığı imaya karşı Cemil Meriç, "Şimdi de Hristiyan olsunlar değil mi Ahmet Bey?" diyerek tepkisini dile getirir.

Ağaoğlu Ahmet Bey’in "Üç Medeniyet" eserini insafsız bir ithamname olarak değerlendiren Meriç, bu eserde İslam medeniyetine ait değerlerin kötülendiğini belirtir ve Ağaoğlu Ahmet Bey’in durumunu, "Zavallı Agayef" sözleriyle özetler. 

Bugün bir dönemin fikir coğrafyasında derin izler bırakan Ağaoğlu Ahmet Bey’in hayatına ve özellikle Batılılaşma konusundaki sarsıcı düşüncelerine ışık tutmaya çalıştık.

Selam ve muhabbetle…

“Bir Aydın Portresi: Ağaoğlu Ahmet Bey Ve Zihniyet Dünyasındaki Keskin Dönüşümler”

Metin Uygun

Yorum Yaz