Üniversitelerde “GÖNÜLSÜZ ÖĞRENCİ” Dönemi: Eğitimde Yapısal Kriz Kapıda!

2025 YKS analizi alarm veriyor: Üniversitelerde "Gönülsüz Öğrenci" dönemi başladı. Dr. İkbal Vurucu’nun çalışmasına göre, her 10 öğrenciden 6’sı hayallerindeki mesleğin uzağında, istemediği bir bölüme yerleşti. Eğitimde yapısal kriz ve eşitsizlik derinleşiyor.

YÖK’ün 2025-YKS verilerini analiz eden Dr. İkbal Vurucu, Türkiye’de yükseköğretimin bir "sosyal mobilite" aracı olmaktan çıkıp eşitsizliği pekiştiren bir yapıya dönüştüğünü vurguladı. Her 10 öğrenciden 6’sının istediği bölüme yerleşemediği tablo, "Gönülsüz Öğrenci" modelini literatüre soktu.

Toplum Çalışmaları Enstitüsü tarafından yayımlanan ve Dr. İkbal Vurucu imzası taşıyan analiz, 2025 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarının perde arkasındaki sosyolojik krizi ortaya koydu. Verilere göre; sınava giren 2,5 milyondan fazla adaydan yalnızca 785 bini bir programa yerleşebilirken, yerleşenlerin büyük çoğunluğu hayallerindeki mesleğin uzağında kaldı.

 

İstediği Bölüme Yerleşemeyenlerin Dramı
Analize göre, adayların sadece %20,5’i ilk tercihine, %42’si ise ilk üç tercihinden birine yerleşebildi. Bu durum, üniversite kapısından giren her 10 öğrenciden 6’sının aslında okumak istemediği bir bölüme "razı geldiğini" gösteriyor.

Dr. Vurucu, bu tabloyu "Gönülsüz Öğrenci" (Reluctant Learner) modeli olarak tanımlıyor. Eğitim süreci, bireyin potansiyelini gerçekleştirdiği bir alan olmaktan çıkıp, sistemin sunduğu boş kontenjanlara eklemlenme zorunluluğuna dönüşüyor.

 

Meritokrasi İllüzyonu ve Bourdieu Analizi
Dr. Vurucu, analizinde Fransız sosyolog Pierre Bourdieu’nün "kültürel sermaye" kavramına atıfta bulunarak, sınav sisteminin göründüğü kadar "adil" olmadığını savunuyor. Sosyo-ekonomik durumu iyi olan ailelerin çocukları, özel ders ve nitelikli okul imkanlarıyla üst segment bölümlere yerleşirken; alt sınıflar sistemin dışına itiliyor ya da düşük prestijli bölümlere yönlendiriliyor. Bu durum, eğitimin sınıfsal farklılıkları ortadan kaldırmak yerine, bu farklılıkları "yeniden ürettiğini" kanıtlıyor.

 

Üniversiteye Erişimde Ciddi Daralma
Eski Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Mahmut Özer’in verilerine de yer verilen analizde, lise son sınıf öğrencilerinin yükseköğretime erişim oranındaki çarpıcı düşüşe dikkat çekiliyor. 2015 yılında her iki mezundan biri üniversiteye girebilirken, 2025 yılında bu oran her dört mezunda bire geriledi. Ayrıca, adayların yarısından fazlasının (%51,5) tercih yapmaktan vazgeçmesi, sisteme olan inancın sarsıldığını gösteriyor.

 

"Gönülsüzlük" Gelecek Krizini Tetikliyor
"Gönülsüz Öğrenci" modelinin toplumsal maliyetinin ağır olacağı öngörülüyor:

  • Akademik Çöküş: İstemediği bölümde okuyan öğrencide motivasyon kaybı ve düşük başarı.
  • Mesleki Mutsuzluk: İşine tutkuyla bağlı olmayan doktorlar, mühendisler ve öğretmenler ordusu.
  • Beyin Göçü: İstediği eğitimi alamayan yetenekli gençlerin kurtuluşu yurt dışında araması.

 

Sonuç: Bir Sosyal Adalet Meselesi
Dr. İkbal Vurucu’nun analizi, YKS verilerinin sadece birer istatistik değil, toplumsal bir imdat çağrısı olduğunu gösteriyor. Eğitim sistemi, gençlere bir umut kapısı açmak yerine; hayal kırıklığı, yabancılaşma ve güvencesizlik üreten bir yapıya dönüşmüş durumda. Analiz, bu krizin aşılması için kültürel eşitsizlikleri dikkate alan "akılcı bir pedagoji" ve yapısal reformların şart olduğunun altını çiziyor.

 

Kaynak: Toplum Çalışmaları Enstitüsü / Dr. İkbal Vurucu Analizi

“Üniversitelerde “GÖNÜLSÜZ ÖĞRENCİ” Dönemi: Eğitimde Yapısal Kriz Kapıda!”

Yorum Yaz