Sigorta Acenteleri Derneği (SAB), son dönemde üretim hedefleri veya hasar/prim oranları gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen acentelik fesihlerine ilişkin kamuoyuna yönelik bir basın açıklaması yayımladı.
Dernek, açıklamasında acentelerin bağımsız tacir olduğuna dikkat çekerken, sigorta şirketleri tarafından tek taraflı belirlenen üretim hedeflerinin gerçekleştirilememesi ya da hasar/prim oranlarının beklenen seviyede olmamasının haklı fesih gerekçesi sayılamayacağını ifade etti.
SAB ayrıca, Türk Ticaret Kanunu'nun acentelik kurumuna ilişkin hükümlerinin açık olduğunu belirterek, sigorta şirketlerini hukuki çerçeve içerisinde hareket etmeye çağırdı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Öncelikle ifade etmek gerekir ki; Acentelerin emeği, değeri ve sektöre katkısı üretim raporları veya performans tablolarıyla ölçülemez.
Acente, kendi işletmesini yöneten, yatırım yapan, istihdam oluşturan, müşteri portföyü meydana getiren ve bu edinimleri sonucunda geçimini alın teriyle sağlayan bağımsız tacirlerdir.
Sektörde hiçbir acente yıllık hedefini kendisi veya karşılıklı mutabakat sağlayarak acentelik yaptığı şirketle birlikte belirleyemediği gibi; sigorta şirketleri tarafından tek taraflı olarak, Acente’nin görüşü alınmadan; taraflarca mutabık kalınmış hiçbir kural ve kaide çerçevesine oturtulmadan belirlendiği bir süreçte, Acentenin üretim hedefini tutturamaması: Poliçelerin fiyatlamasını kendisinin yapmadığı ürünlerin ve bu ürünlerden satın alan müşterilerin hastalıklarından, hastalıklarının tedavilerinin sağlık harcamalarından, araçlarının kazası sonrası tamir ücretlerinden, yangın poliçelerinin teminatları gereği tazminat ödemelerinden Hasar/Prim oranını belirleyerek Sigorta şirketinin beklediği üretim hedefini, Hasar/Prim oranını, karlılığı bozduğu gerekçeleriyle, ACENTE’NİN KAPATILMASI İÇİN “HAKLI FESİH” SONUCU DOĞURMAZ.
Ticaret hukuku açısından da haklı sebep olarak kabul edilmeyecek bir durumu, güçlü taraf olarak dayatılan sözleşmeyi haklı sebep gibi gösterip, acentelere fesih yazıları gönderilmesi, hem hakim durumun iyi niyetle kullanılmadığını, hem de acentenin yok sayıldığını gösteren bu sakıncalı durum ne hukuken ne de hakkaniyet bakımından hiçbir şekilde kabul edilemez.
Sigorta sektörü; GÜVENİ odağına koymuş bir sektördür.
Bu güven yalnızca sigortalılarla değil, yıllardır aynı markaya yatırım yapan, müşteri portföyünü geliştiren ve şirketlerin büyümesine katkı sağlayan Acentelerle kurulan ilişkinin de temelidir. Acenteliklerin tek taraflı olarak haklı bir gerekçeye dayandırmadan, şirketlerin politikalarının performans baskısıyla fesih etmeye niyetlenmesi karşılıklı güven ortamının yıkılmasına ve sektörün zarar görmesine yol açar.
SAB Sigorta Acenteleri Derneği olarak çağrımız açıktır.
Tüm sigorta şirketlerini;
Kanun koyucu;
Ne acente ne de sigorta şirketi kanunun çizdiği çerçevenin dışında hareket edemez.
Bu nedenle haklı bir gerekçeye dayanmadan acentelere fesih ihbarnamesi gönderen sigorta şirketlerine, tüm meslektaşlarımızın haklarını bilmelerini, süreci hukuki açıdan değerlendirmelerini ve ihtiyaç duyduklarında SAB’ın uzman hukukçularından ücretsiz danışmanlık desteği almalarını önemle tavsiye ediyoruz.
SAB olarak; Acentelik kurumunun hukuk güvenliğini, mesleki itibarını, bağımsız ticari kimliğini ve Türk Ticaret Kanunu ile güvence altına alınmış haklarını korumaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Hiçbir ticari hedef, hukukun üzerinde değildir.
SAB SİGORTA ACENTELERİ DERNEĞİ
YÖNETİM KURULU BAŞKANI
AYHAN ÇALIK
“SAB'dan Hedef ve Hasar/Prim Gerekçeli Acentelik Fesihlerine Tepki”
Önceki Haber
Qnb Sigorta Çalışanları, Elden Ele Projesi İle Paylaşmanın Gücünü Büyütüyor
Sonraki Haber
Katılım Sigortacılığının Geliştirilmesi SEDDK ve TSB Toplantısında Ele Alındı