Ünlü ekonomist Dr. Mahfi Eğilmez, nominal döviz kuru ile Reel Efektif Döviz Kuru (REK) arasındaki makasın açılmasının, Türkiye'nin milli gelir verilerinde yanıltıcı bir tablo yarattığını savundu. Analize göre, kâğıt üzerinde 15 bin doları aşan kişi başına gelir, reel gerçeklikte 11 bin doların altına geriliyor.
İSTANBUL – Türkiye ekonomisinin dolar bazlı Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) verilerindeki yükseliş, uzmanlar tarafından mercek altına alınıyor. Dr. Mahfi Eğilmez, 19 Ocak 2026 tarihli analizinde "döviz kurları gerçekliği ne ölçüde yansıtıyor?" sorusuna odaklanarak, mevcut büyüme rakamlarının önemli bir kısmının kur ve enflasyon arasındaki uyumsuzluktan kaynaklandığını ileri sürdü.
Eğilmez, analizinde nominal döviz kurunun (piyasadaki günlük fiyat) tek başına bir refah göstergesi olamayacağını vurguladı. TCMB tarafından hesaplanan ve Türk lirasının satın alma gücünü ölçen Reel Efektif Döviz Kuru (REK) verilerini temel alan Eğilmez, enflasyonun döviz kurundan daha hızlı arttığı dönemlerde TL’nin "değerli" göründüğünü, bunun da dolar cinsinden milli geliri yapay bir şekilde şişirdiğini belirtti.
Hesapları kesinleşen 2024 yılı verilerini örnek gösteren Eğilmez, resmi rakamlara göre 1.358 milyar dolar olan GSYH’nin, REK ile düzeltildiğinde aslında 1.096 milyar dolar seviyesinde kaldığını ifade etti. Bu durum, kişi başına düşen gelirde de benzer bir tabloyu beraberinde getiriyor: Resmi olarak açıklanan 15.852 dolarlık gelir, reel satın alma gücü ve kur baskısı ayıklandığında 12.791 dolara düşüyor.
Analizde dikkat çeken bir diğer unsur ise sığınmacı nüfusu oldu. Yaklaşık 5 milyon olduğu tahmin edilen sığınmacıların resmî nüfus istatistiklerine dâhil edilmediğini hatırlatan Eğilmez, hem reel düzeltme hem de nüfus güncellemesi yapıldığında kişi başına gelirin aslında 11.000 dolar seviyesinin altına indiğini ortaya koydu.
Analizdeki en çarpıcı bulgu, son 10 yıldaki büyüme algısına yönelik oldu. Nominal verilere göre Türkiye ekonomisi 2015-2025 döneminde 700 milyar dolar büyümüş görünse de, Eğilmez’e göre bu artışın yaklaşık 300 milyar dolarlık kısmı tamamen kur-enflasyon uyumsuzluğundan kaynaklanıyor. Başka bir deyişle, son on yıldaki refah artışı algısının yaklaşık yüzde 40'ı bir "büyüme illüzyonu" niteliği taşıyor.
Bu veri kayması, dış borç stokunun GSYH’ye oranını da doğrudan etkiliyor. Mevcut hesaplamalarla %36 görünen dış borç oranı, reel düzeltme yapıldığında %45’e yükselerek daha kırılgan bir ekonomik görünüme işaret ediyor. Ayrıca Türkiye, IMF verilerine göre dünya GSYH sıralamasında nominal kurla 16. sırada yer alırken, Eğilmez’in alternatif hesaplamasıyla 18. sıraya geriliyor.
Dr. Mahfi Eğilmez, çalışmasını şu kritik tespitle noktaladı: "Türkiye ekonomisinde sorun büyümenin hiç olmaması değil; büyümenin satın alma gücüne ve toplumsal refaha yeterince dönüşememesidir." Eğilmez, ekonomik performans değerlendirmelerinde nominal kurlar yerine, sokağın gerçek alım gücünü yansıtan reel göstergelerin esas alınması gerektiği uyarısında bulundu.
“Mahfi Eğilmez’den Uyarı: Türkiye’nin Dolar Bazlı Büyümesi Bir "Refah İllüzyonu" mu?”
Önceki Haber
Bir Sayacı Ustasının İstanbul Düşleri: "Tuval Üzerine İstanbul" Sergisi Açıldı
Sonraki Haber
Allianz, Dünyanın En Değerli Sigorta ve Varlık Yönetimi Markası Oldu