Türkiye Sigorta Birliği’nde (TSB) yaşanan tarihi seçim heyecanının hemen ardından, sektörün nabzını tutmak için Win Grup Sigorta ve Reasürans Brokerliği A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Timur ile bir araya geldik. 8 Nisan 2026’da gerçekleşen ve sadece 1 oy farkla sonuçlanan başkanlık yarışını, yeni dönemi ve acentelerin gözünün çevrildiği yaklaşan SAİK seçimlerini konuştuk.

"Ahmet Yaşar'ın Sorumluluğu Büyük"
TSB’nin 22. Başkanı Ahmet Yaşar oldu. 30'a 29 biten, oldukça çekişmeli bir seçim izledik. Öncelikle Sayın Ahmet Yaşar'ı tebrik ediyorum. Sektörün neredeyse tüm aşamalarında yer almış, tecrübeli bir ismin TSB Başkanlığında bulunması, sigorta şirketlerinin olduğu kadar acente ve brokerler için de çok önemli. Seçime gelecek olursak, gerçekten de Türk sigortacılık tarihine geçecek kadar heyecanlı ve demokratik bir genel kurul yaşadık. Ahmet Bey’in 30 oy, Erol Bey’in 29 oy alması aslında sektörün ne kadar dinamik ve farklı vizyonların bir arada olduğunu gösteriyor. Oğuz Bey'in 5 oyu ve seçim günü adaylığını resmileştiren Kantürk Bey'in de 3 oy alması gerçekten çok değerli. Ahmet Bey, tecrübesi ve zaten son dönemde TSB bünyesindeki görünürlüğü ve bilinirliğiyle bu bayrağı devraldı. Bu kadar yakın sonuçlar, yeni başkanın tüm kesimleri kucaklaması gerektiğinin de bir işareti.
Yeni Yönetimden Beklentiler: Derinleşme ve Sigorta Bilinci
Türkiye’de sigortada penetrasyon oranını %3 ve üzerine çıkarmak artık bir seçenek değil, zorunluluktur. Sektörün tüm paydaşları için belki de en önemli nokta burası. Sigortalılık oranı ne kadar artarsa, havuza ne kadar yeni sigortalı girerse, sektörün tüm paydaşları o ölçüde sağlamlaşacak, rahat nefes alacaktır. Bu oranı artırmak için de sigortalıya fayda sağlayacak, açık, anlaşılır, kolay ürünlere yoğunlaşmak gerekiyor. Bir yandan yıllardır içinden çıkılamayan trafik-kasko sarmalı, diğer yanda yeni ürünlerdeki hasar-maliyet baskısıyla sigorta pazarı senelerdir aynı yerde duruyor. Tabi bu işin sadece bir yönü. Artık farklı şeyler yapmalı. Özellikle kamunun desteği de alınarak yeni ürünler geliştirilmeli, yeni pazarlar, hedef kitleler oluşturulmalı. Bireysel ve ticari tarafta bu çözümler ısrarla aranmalı. Bunlara ek olarak ülkemizdeki deprem riski, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri ve jeopolitik gelişmeler ülkemiz ekonomisi ve sigorta sektörü üzerinde bir tehdit olarak duruyor. Ahmet Bey’in sektörün mutfağından gelmesi, özellikle dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik konularında hızlı aksiyon alınmasını da sağlayacaktır. Sektör artık sadece risk yöneten değil, ekonomik büyümeyi finanse eden bir güç olarak konumlanmalı.
Sektörde yapacak bir ton iş, çözülmesi gereken sayısız problem var. Ahmet Yaşar'ın bugünden oturup listenin birinci maddesinden başlaması gerekiyor ki sektör önümüzdeki yılları boşa harcamamış olsun. Önceki başkan Uğur Bey'in çalışmaları, sektörümüze katkıları da ortada. Yeni dönemde bu kazanımların üzerine eklenerek ilerlemek şart.
Gözler SAİK Seçimlerinde: "Acente, Sektörün Bel Kemiğidir"
TSB seçimleri bitti ama acente camiasında "yaklaşan SAİK (Sigorta Acenteleri İcra Komitesi) seçimleri" konuşulmaya başlandı.
TSB ve SAİK, bir elmanın iki yarısı gibidir. Şirketler ne kadar güçlü olursa olsun, sahada acente yoksa o güç müşteriye ulaşamaz. Yaklaşan SAİK seçimleri de bu anlamda çok kritik. Acenteler, komisyon oranlarından dijitalleşme baskısına kadar pek çok sorunla boğuşuyor.
"SAİK seçimleri sürecinde temsil kabiliyeti yüksek, acenteleri bulundukları noktadan alıp her birini ileriye taşıyacak bir bakış açısıyla eylem planı hazırlanmalı. Liyakat sahibi isimlerin öne çıkması, sektörün tabanıyla tavanı arasındaki bağı kuvvetlendirecektir."
Sağlam durmak için mesleki dayanışma içinde hareket etmek şart. Bugün birçok sigorta acentesi, temsil sorunundan, birlik beraberlik olunmamasından, şirketlerin adaletsiz uygulamalarından, komisyon oranlarından, trafik üretiminde bazı şirketlerin -kanuna, kurala rağmen- kulaklarını arkadan tutmalarından, mevcut ticaret odası sistemleri içinde seslerini duyuramamaktan, bankalar ve diğer finans kuruluşları, oto bayileri gibi kanalların etik dışı poliçe dayatmalarıyla müşteri kaybından... kısaca bir dünya sorundan şikayetçi durumdalar. Bu şikayetleri yıllarca dile getirip de seçim zamanlarında pek çok acentenin ortada görünmemesi kabul edilemez. Sorundan şikâyet ediliyorsa çözüme katkı sunulmalı. Acente bakış açısını, dinamiklerini iyi bilen eski bir sigorta acentesi olarak söylüyorum, acenteler sektörel seçimlerde iradelerini ne kadar üst seviyede gösterebilirlerse hedeflerine o kadar kolay ulaşabilirler. Acenteler bugün brokerlerden fazla oranda sigorta üretiminin temel noktasını oluşturuyorlar. Üretimdeki, sektördeki bu ağırlıklarını temsil boyutunda da ortaya koymalılar. Sigorta acenteliği veya brokerlik bir "esnaflık" değil, bir "finansal danışmanlık" mesleğidir. SAİK’in yeni dönemde bu kimliği daha çok parlatması, acentelere daha fazla destek olması gerekiyor.
"Kazanan Sektör Olsun"
Sigortacılık güven üzerine kurulu bir maratondur. Önümüzde hem şirketler hem acenteler hem de brokerler için yoğun bir çalışma dönemi var; deprem gerçeği, iklim krizi ve ekonomik dalgalanmalar sektörü bekliyor. Hep birlikte, daha güçlü bir sigorta sektörü için çalışmaya devam edeceğiz.
“Ahmet Yaşar'ın Sorumluluğu Büyük”
Önceki Haber
Trafik Sigortasında Oranlar Yükseldi: Uygulama Mayıs Ayında Başlıyor
Sonraki Haber
Anadolu Sigorta, Runtalya 2026’ya Ana Sponsor Oldu