“Riskten Dayanıklılığa: COP31 Yolunda Sigorta” temasıyla 8 Ekim 2026’da gerçekleştirilen 5. Uluslararası Sigorta Zirvesi, İstanbul Finans Merkezi CEO’su Ahmet İhsan Erdem’in açılış konuşmasıyla başladı. Açılış konuşmaları, Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş’in değerlendirmeleriyle devam etti.
Zirvede sigorta sektörünün finansal sistem içindeki rolü, iklim değişikliğinin farklı sektörlerde oluşturduğu riskler, afetlere karşı dayanıklılık ve risklerin finansmanı ele alındı. Açılış konuşmalarının ardından konuşmacılar ve sektör temsilcilerinin katılımıyla geleneksel aile fotoğrafı çekimi gerçekleştirildi.
İstanbul Finans Merkezi CEO’su Ahmet İhsan Erdem, sigorta sektörünün güçlü bir finansal sistemin ayrılmaz parçası olduğunu belirterek risk yönetimi, iklim değişikliğine uyum ve finansal dayanıklılığın artırılmasındaki stratejik rolüne dikkat çekti. İstanbul Finans Merkezi’nin bütünleşik finans ekosistemi, operasyonel kolaylıkları ve teşvikleri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Erdem, COP31 sürecinde iklim finansmanı ve sigortacılık alanındaki iş birliklerinin önemini vurguladı. Düşük karbonlu ekonomiye geçişte finans, sigorta ve teknoloji sektörlerinin ortak hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

TSB Başkanı Ahmet Yaşar: Sigorta, ekonomik dayanıklılığın parçası
TSB Başkanı Ahmet Yaşar, konuşmasında sigorta sektörünün büyüme hedeflerini, finansal dayanıklılığını ve COP31 sürecindeki önceliklerini değerlendirdi.
Sigorta Haftası’nın “Dört Element, Tek Güven” temasına değinen Yaşar, sigortacılığın yalnızca hasarları tazmin eden bir yapı olarak görülmemesi gerektiğini; riskleri önceden öngören, yöneten ve toplumsal dayanıklılığı artıran bir role sahip olduğunu belirtti.
Yaşar’ın paylaştığı verilere göre, 2026 yılının ilk sekiz ayında sigorta sektörünün prim üretimi 972 milyar TL’ye, sektörün ekonomiye sağladığı fonlar ise 3,6 trilyon TL’ye ulaştı. Yaşar, 2030 yılı için belirlenen 50 milyar dolarlık prim üretimi hedefinin Türkiye’nin sigorta koruma açığını azaltma vizyonuyla şekillendiğini ifade etti.
Sigortacılıkta finansal sağlamlık ve güvenin önemine de dikkat çeken Yaşar, COP31 kapsamında Antalya’da oluşturulması planlanan Insurance House ile ulusal ve uluslararası paydaşları bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Sektörün iklim risklerinin yönetilmesi ve dönüşüm yatırımlarının güvence altına alınmasında sorumluluk almaya hazır olduğunu vurguladı.

SEDDK Başkanı Menteş sektörün performansını değerlendirdi
SEDDK Başkanı Davut Menteş, sigorta ve özel emeklilik sektörlerinin güncel performansı, mali dayanıklılığın güçlendirilmesine yönelik çalışmalar ve önümüzdeki dönemin düzenleme ve denetim öncelikleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Üç yıllık düzenleme ve denetim programıyla sermaye yeterliliğinde sağlanan iyileşmelere dikkat çeken Menteş, trafik, kasko ve sağlık branşlarında yaklaşık 40 milyon poliçeye ulaşıldığını, özel emeklilikte ise katılımcı sayısının 16 milyonu aştığını belirtti.
Sigortacılığın temelinde güvenin bulunduğunu vurgulayan Menteş; hasar süreçlerinin hızlandırılması, sigortalı haklarının korunması ve dijital uygulamalar aracılığıyla hizmet kalitesinin artırılmasının önemine değindi. Yetkisiz aracılık ve yasa dışı hasar faaliyetleriyle mücadeleyi denetim öncelikleri arasında gösterdi.
Menteş ayrıca katılım sigortacılığı, özel sağlık sigortaları, reasürans, zorunlu afet sigortası ve bireysel emeklilik sistemine yönelik çalışmalara değinerek sektörün sürdürülebilir büyümesi için mali sağlamlık, etkin denetim ve kaynakların verimli kullanımının önemini vurguladı.

İklim bilimci Levent Kurnaz: Geçmiş veriler gelecekteki riskleri öngörmek için yeterli değil
Zirvenin ilk ana tema konuşmasını Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve iklim bilimci Prof. Levent Kurnaz gerçekleştirdi. “Değişen İklim, Değişen Riskler: Taahhütten Uygulamaya” başlıklı konuşmasında Kurnaz, iklim değişikliğinin tarım, enerji, sanayi ve turizm başta olmak üzere farklı sektörlerde birbiriyle bağlantılı riskler oluşturduğunu belirtti.
Geçmiş iklim verilerinin gelecekteki riskleri öngörmek için tek başına yeterli olmadığını ifade eden Kurnaz, yatırım, altyapı ve sigortacılık kararlarında geleceğe yönelik iklim senaryolarının dikkate alınması gerektiğine dikkat çekti.
Su ve gıda güvenliğinin birlikte planlanması, şehirlerin afetlere karşı dayanıklı hale getirilmesi ve üretimin düşük karbonlu bir yapıya dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayan Kurnaz, sigorta sektörünün riskleri yalnızca karşılayan değil, önleyici uygulamaları da teşvik eden bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtti. İklim değişikliğiyle mücadelede bilimsel bilginin somut adımlara dönüştürülmesi, ölçülebilir hedefler belirlenmesi ve harekete geçmekte gecikilmemesinin önemini dile getirdi.

COP31 yolunda sigorta sektörünün rolü tartışıldı
Zirvede Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Özgür Obalı moderatörlüğünde “COP31’e Doğru Türkiye’nin İklim Uygulama Gündeminde Sigorta Sektörünün Rolü” başlıklı oturum gerçekleştirildi.
Oturumda AXA Sigorta Genel Müdürü Yavuz Ölken, Marsh Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Cem Çolak, Sompo Sigorta Genel Müdürü Fahri Uğur ve Millî Reasürans Genel Müdürü Fikret Utku Özdemir konuşmacı olarak yer aldı.
AXA Sigorta Genel Müdürü Yavuz Ölken, iklim değişikliğiyle birlikte risklerin çeşitlendiğini ve birbirleriyle daha bağlantılı hale geldiğini belirtti. Sigorta sektörünün yalnızca hasar sonrasında devreye giren bir mekanizma olmaktan çıkarak riskleri önceden öngören, önleyici tedbirleri destekleyen ve kırılganlıkları azaltan bir yapıya dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
Kuraklık, aşırı sıcaklık, yoğun yağış ve sel gibi iklim kaynaklı risklerin tarım, üretim ve iş sürekliliği üzerinde birbirini tetikleyen etkiler oluşturduğuna dikkat çeken Ölken, sigortanın planlama süreçlerinin en başından itibaren değerlendirilmesinin önemine değindi.
Marsh Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Cem Çolak ise iklim değişikliğinin yarattığı riskler karşısında sigortanın yalnızca bir satın alma işlemi olarak değil, kurumsal risk yönetiminin stratejik bir parçası olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Sigortalanabilir risklerle şirketlerin kendi bilançolarında taşımak durumunda kalacağı risklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çolak, risk yönetiminin yönetim kurulu düzeyinde benimsenmesinin ve kurumsal karar alma süreçlerine entegre edilmesinin önemini vurguladı.
Güven İslamoğlu iklim krizinin çevresel ve ekonomik etkilerine dikkat çekti
Zirvenin ikinci ana tema konuşmasını doğa ve çevre programları yapımcısı ve aktivist Güven İslamoğlu gerçekleştirdi.
İslamoğlu, konuşmasında iklim krizinin artan etkilerini, doğal kaynakların sınırlılığını ve insan faaliyetlerinin ekosistemler üzerindeki sonuçlarını değerlendirdi. Küresel ısınma, su kaynaklarının azalması, biyoçeşitlilik kaybı ve okyanus ekosistemlerinde yaşanan değişimlerin çevresel etkilerin yanı sıra ekonomik ve toplumsal riskler de oluşturduğunu vurguladı.
Enerji tüketimi, dijital teknolojilerin artan kaynak ihtiyacı ve sürdürülebilir olmayan büyüme anlayışının doğa üzerindeki baskısını ele alan İslamoğlu, iklim değişikliğinin gıda güvenliği, ekonomik faaliyetler ve iklim kaynaklı göç üzerindeki olası etkilerine dikkat çekti.
Doğal yaşamın korunması ve kaynakların bilinçli kullanılmasının önemini belirten İslamoğlu, COP süreçlerinde verilen taahhütlerin somut adımlara dönüştürülmesi ve iklim kriziyle mücadelede tüketim alışkanlıklarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
İklim risklerinin finansmanında parametrik sigorta gündeme geldi
Zirvede Neova Sigorta Genel Müdürü Neslihan Neciboğlu moderatörlüğünde “Küresel İklim Uygulama Açığını Kapatmak: Sigorta ve Dayanıklılık Finansmanı” başlıklı oturum düzenlendi.
Oturumda Malezya Tekafül Şirketleri Birliği Başkanı Mohd Radzuan Mohamed, Munich Re EMEA Bölge Direktörü Kristian Mangold, Fransa Sigorta Şirketleri Federasyonu Avrupa ve Uluslararası Kamu İlişkileri Direktörü Christian Pierotti ve Eureko Sigorta Direktörü Beyza Sivrikaya konuşmacı olarak yer aldı.
Munich Re EMEA Bölge Direktörü Kristian Mangold, sigorta sektörünün çoğu zaman önce bir ürün tasarlayıp ardından bu ürüne talep yaratmaya çalıştığını belirterek, öncelikle ihtiyacın doğru anlaşılması ve çözümün buna göre şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Mangold, parametrik sigortanın bu açıdan esnek bir araç sunduğunu, ancak her risk için tek başına yeterli bir çözüm olmadığını ifade etti.
Parametrik sigortanın şehirler açısından özellikle afet sonrasında hızlı finansman sağlayabileceğini belirten Mangold, önceden tanımlanmış tetikleyiciler sayesinde hasar tespit sürecine gerek kalmadan ödeme yapılabildiğini söyledi. Bu yöntemin belediyeler ve kamu otoritelerinin ihtiyaç duyduğu kaynaklara kısa sürede ulaşmasına katkı sağlayabileceğini ve afet sonrası müdahale ile planlamaya finansal öngörü kazandırabileceğini kaydetti.

Sigortacılık Makale Yarışması’nda genç fikirler öne çıktı
Sigorta Haftası kapsamında düzenlenen 5. Sigortacılık Makale Yarışması ile sigorta sektörünün geleceğine yönelik gençlerin görüş ve önerileri bir araya getirildi.
Yarışmaya katılan çalışmaların alanında uzman jüri üyeleri tarafından değerlendirildiği belirtilirken, ödüle layık görülen makalelerin sigorta sektörünün bugünü ve geleceğine ilişkin farklı bakış açıları ortaya koyduğu ifade edildi.
Türkiye Sigorta Birliği, yarışmaya katılan öğrencilere teşekkür ederek ödül kazanan gençleri tebrik etti. Birlik, gençlerin bilgi birikimi, yenilikçi yaklaşımları ve özgün fikirleriyle sektöre katkı sunmasının önemine dikkat çekti.
Zirve boyunca yapılan konuşma ve oturumlarda iklim risklerinin önceden değerlendirilmesi, sigortanın risk azaltma çalışmalarındaki rolünün güçlendirilmesi ve finansal dayanıklılığın artırılması öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
“5. Uluslararası Sigorta Zirvesi’nde COP31 ve İklim Riskleri Ele Alındı”
Önceki Haber
SEDDK, Kasım Ayı Trafik Sigortası Azami Prim Artışını Belirledi
Sonraki Haber
Allianz Türkiye’den Sağlık Sigortasında Bütçe Dostu Yeni Seçenek: Modüler Eko Sağlık Sigortası