İklim krizinden bölgesel savaşlara, enflasyondan teknolojik dönüşüme kadar pek çok başlığın aynı anda baskı oluşturduğu 2025 yılı, sigortacılık sektörü için büyümeden çok risk yönetiminin test edildiği bir yıl olarak kayıtlara geçti.
2025 yılı, sigortacılık sektörü açısından yalnızca prim üretiminin değil, risk yönetimi açısından da zor bir yıl oldu. Küresel ölçekte iklim kaynaklı hasarlar, artan jeopolitik gerilimler ve reasürans maliyetleri sektörü yeniden şekillendirdi. Türkiye’de sigortacılık sektöründe prim üretimi rakamları nominal olarak artsa da yüksek enflasyondan kaynaklanan maliyet baskısı nedeniyle reel büyüme zorlandı ve regülasyonlar öne çıktı.
Bu tablo, sigortacılığın artık yalnızca büyüme rakamlarıyla değil; dayanıklılık, seçici risk alma ve sürdürülebilirlik kriterleriyle değerlendirildiği bir döneme girildiğini gösterdi.
Dünyada 2025: Sigortacılığı Şekillendiren Gelişmeler
2025’te sel, fırtına ve orman yangınları başta olmak üzere aşırı hava olayları, sigorta ve reasürans şirketlerinin hasar maliyetlerini ciddi biçimde artırdı. Bazı bölgelerde risklerin sigortalana bilirliği yeniden tartışılır hale geldi. 2025 yılında küresel sigorta sektörü, birbiriyle bağlantılı risklerin aynı anda yönetilmek zorunda kalındığı nadir dönemlerden birini yaşadı.
2025 yılında artan bölgesel savaşlar ve jeopolitik gerilimlerin sigortacılık üzerindeki etkilerinin daha da hissedildiği bir dönem oldu. Enerji hatları, deniz taşımacılığı, lojistik ve ticari varlıklar üzerindeki riskler yükselirken; savaş, terör ve politik risk teminatlarında reasürans kapasitesinin daraldığı görüldü.
Bu durum, bazı risklerin ya kapsam dışı bırakılmasına ya da çok yüksek primlerle sigortalanmasına yol açtı. Sigorta sektörü açısından 2025, bazı risklerin ekonomik olarak sigortalanamaz hale geldiğinin kabul edildiği bir yıl olarak gözlemlendi.
Reasürans piyasasında fiyatlama disiplini 2025’te de devam etti. Kapasite tamamen daralmamış olsa da sigorta şirketleri, özellikle yüksek riskli branşlarda daha seçici davranmak zorunda kaldı.
Reasürans ve risk alımında çok değişkenli ve karmaşık hesaplama ve öngörüler yapılması gereken hasar yönetiminde yapay zekâ kısmen imdada yetişti, uygulamalar hızla devreye sokuldu. Dolandırıcılık analizi ve müşteri deneyimi alanlarında dijital çözümler yaygınlaştı.
Ancak 2025, teknoloji yatırımlarının kısa vadede kârlılığa sınırlı katkı sağladığının görülmesine rağmen, bu uygulamaların çok hızlı ve gelişmiş bir şekilde devreye sokulmaya devam edilmesinin beklendiği bir yıl oldu.
Tüm dünyada gelir dağılımının bozulması ve sosyal güvenlik uygulamalarının zayıflaması; yaşlanan nüfus ve kamu sağlık sistemlerindeki yük, sağlık ve hayat sigortalarının küresel ölçekte büyümesine neden oldu. Bu büyüme trendinin 2026 yılında da devam etmesi bekleniyor.
Birçok ülkede yaşlı bezi satışlarının çocuk bezini geçmesi, sağlık ve hayat sigortalarındaki dönüşümü çok karmaşık hesaplamalara gerek kalmadan anlatan çarpıcı bir veri olarak öne çıkıyor.
Türkiye sigorta sektörü 2025’te prim üretiminde rakamsal olarak güçlü bir artış göstermesine rağmen, yüksek enflasyon baskısına dolayı kârlılık sınırlı kaldı.
Zorunlu trafik sigortası, fiyat baskısı ve artan hasar maliyetleri nedeniyle sektörün en sorunlu branşı olmaya devam etti. Kaskoda ise araç, yedek parça ve işçilik maliyetlerinin yükselmesi, primlerin de artmasına neden oldu.
Hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sistemi, 2025’te sektörün adeta büyüme motorları oldu. Sağlık sigortalarında prim artışları dikkat çekerken, tamamlayıcı sağlık sigortasının yaygınlaşması devam etti. Bu durum, sağlık sigortasında şirketlerin yeni ve dikkat çekici ürünler geliştirmesinden de gözlemlendi.
Türkiye sigorta sektörü 2025’te InsurTech çözümlerini daha etkin kullandı. Dijital satış, hasar otomasyonu ve veri analitiği alanlarında ilerleme sağlandı. Ancak bu gelişmeler büyük ölçüde yurt dışı kaynaklı teknolojilerin kullanımıyla sınırlı kaldı. Bu alanda ürün geliştirme sınırlı oldu.
Türkiye, InsurTech alanında daha çok teknolojiyi kullanan ve uyarlayan; ancak sınırlı ölçüde üreten bir konumda bulunuyor. Yerli girişimlerin ölçeklenme ve uluslararası pazarlara açılma konusunda yeterli desteği bulamaması, sektör açısından stratejik bir zayıflık olarak öne çıkıyor. Bu tablo, dijitalleşmenin kısa vadede operasyonel kolaylık sağlasa da uzun vadede katma değerin teknoloji üreten ülkelerde kaldığını gösteriyor.
SEDDK’nın yaptığı yeni düzenlemeler; tarifeler, teknik karşılıklar ve finansal raporlama alanlarında sektörün hareket alanını belirleyen unsurlar oldu. SEDDK’nın bu konudaki etki ve düzenlemelerinin daha aktif bir şekilde devam etmesi bekleniyor.
2026’ya Bakış: Eğilimler ve Beklentiler
2026 yılına girerken uzmanlar, sigorta sektöründe öne çıkan başlıca beklentileri şöyle özetliyor:
Uzmanlara göre 2025 yılı, sigortacılık sektörü için hızlı büyümeden çok denge arayışının ve risk farkındalığının öne çıktığı bir yıl oldu. 2026 ise şirketlerin yalnızca finansal sonuçlarının değil; jeopolitik, iklimsel ve teknolojik risklere ne ölçüde hazır olduklarının da test edileceği bir dönem olarak görülüyor. Sigorta sektörü için 2026, riskleri sadece fiyatlayan değil; öngören, yöneten ve teknolojiyle yeniden tanımlayan şirketlerin ayrışacağı bir yıl olacak
Cafe Poliçe Haber Merkezi
“2025 Sigortacılıkta Nasıl Bir Yıl Oldu?”
Önceki Haber
Zorunlu Trafik Sigortasında Tarife Değişti
Sonraki Haber
SEDDK, Trafik Sigortasındaki Yönetmelik Değişikliğini Basın Bildirisiyle Özetledi